Aramızdan Salyangoz Geçiyor
Aramızdan Salyangoz Geçiyor
Serkan Türk
Birkaç gün önce ‘aramızdan salyangoz geçiyor’ isimli bir şiir yazmıştım. Yaşanılan birçok anı biten ilişkilerden sonra hemencecik unutulamıyor, unutulmamalı bence. Hayat bize yeterince cömert davranmıyor diyor konuştuğum bazı arkadaşlarım. Ya biz, onun içini yeterince doldurmayı başarabiliyor muyuz? O kadar çok yaşayan ölü var ki aramızda dolaşan, mutluluktan bahsetmek zorlaşıyor. Üçüncü sayfa haberlerinin artık çoğumuzun içinde kıpırtı oluşturmamasını buna bağlıyorum, nefes alıp verenlerin arasında çok sayıda ölü oluşuna.
Asansöre biniyoruz. Bizim arkamızdan iki kişi daha koşturup kapı kapanmadan son anda içeri giriyor. Çıkılacak kat için tuşa basıyoruz. Sonra bir metre karelik bir alanda birbirimize bakmamak için inanılmaz bir enerji harcıyoruz. Oysa küçük bir selam cümlesi genişletecek asansörün içini. Merhaba, iyi günler gibi basit bir iki cümle güzelleştirecek kalbimizi. Kimimiz aynaya bakıyor, kimimiz asansörün tavanına. Yirmi saniye giderek içimizi sıkıntıyla dolduruyor. Yalnız bu durum sadece asansörde yaşanmıyor. Gündelik hayatın içerisinde her zaman etrafımızdaki kalabalığı yok sayıyoruz. Sokakta kenardan yürüyor, tanıdık insanlardan kaçar bir hale geliyoruz. Eskiden sevdiğiniz, keyif alarak yaptığınız birçok şey, yerini tatsızlığa bırakmış oluyor farkına varmadan. Hayatın rutinleştiğini söylüyorsunuz başka bir anda yakın bir dostunuza. Televizyonun ya da bilgisayarın ışığı karşısında geceyi sabaha bağlıyorsunuz.
Dış dünyada olup bitenleri bir film gibi görüyorsunuz. Komşunuz karısını boğazlıyor bir gece vakti. Kulağınızı tıkıyorsunuz gelen seslere. Her zamanki kavgalardan biridir diyor içinizdeki ses. Ya değilse demiyorsunuz.
Marketi soymaya çalışan iki genci gördüğünüzde kaçacak yer arıyorsunuz. İki sokak ötede bir polis görevlisinin olabileceğini aklınıza getirmiyorsunuz. Başım derde girmesinde ne olursa olsun diyorsunuz. Ya benim başıma benzer bir olay gelirse diye düşünmüyorsunuz.
Yol ortasında ablasının öldüğünü gören adamın ağlaması gerektiği halde bileziklerini tek tek kolundan özenle çıkarıp iç cebine soktuğunu haberini okuyup, insanlığımıza ne oluyor sorusunu tartışmalı oysaki. Toplum olarak değerlerimiz her geçen gün zedeleniyor. Yabancılaşıyoruz birbirimize, en çokta kendimize. Birlikte olmak güzeldir diyebilsek yeniden. Yeşertebilsek kurumuş yüreklerimizi.
Şair Abdülkadir Budak’ın oğlundan birkaç gündür haber alınamadığına dair bir mail aldım az önce. Genç Şairlerimizden Orhan Göksel Budak en son Sincan yakınlarında görülmüş. Umarım en kısa sürede kendisiyle ilgili olumlu bir haber duyarım. Ailemizden birinin başına gelmeden anlayamayacağımız şeyler vardır. Bu olayda benzer şeyler düşündürüyor bana. 32 yaşında bir genç adam kayıplara karışıyor diğer yüzlercesi gibi. Çocuklarımıza, kardeşlerimize, annelerimize, babalarımıza neler oluyor da ansızın ortadan kaybolabiliyorlar?
Yeterince birbirini dinlemeyen, anlamayan insanlar olduğumuzdan mutluluğu başkaca yerlerde aramaya çalışıyoruz. Yaşamın içini doldurmak için yeterince cesur değil miyiz? Başka birini mutlu kılmanın bize de aynı şekilde yansıyabileceği ihtimalini düşünemiyoruz. Hepimizin arasından salyangoz geçiyor, içimizde kırık dökük hikâyeler…
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Arkadaşına Gönder! | Etiketler :
Konu: gazete portaki yazılarını bloga eklemen güzel olmuş.
aramızdan salyongz değil salyongazlar sürüsü geçiyor Serkan.Yazından ben kendi öz eleştirimi yaptım.sevgiler, esen kal
Bağlantı »