Aşkı Nereye Gömebilir İnsan
Aşkı Nereye Gömebilir İnsan
Serkan Türk
Yazın odasına bir kez daha geldim. Bu kez güneşli bir sabah hâkim odaya. Masamın üzerinde az sonra size bahsedeceğim kitap duruyor. Notlar almıyorsanız her kitabı aldığınız kitapçıyı aklınızda tutamazsınız. Önce bu kitabın elime geçme öyküsünü anlatsam daha mı iyi olur? İstanbul’un o kalabalık caddelerini adımlarken bir ara sokağa daldık Seyit’le. “Eski kitaplar satan bir yere götüreceğim seni” dedi. Yeni yerler görmeyi severim. Çarşılar, alışveriş merkezleri değil bahsettiğim şey. Başka bir arkadaşımla ne zaman büyük bir kentte bulunsak sabahın erken vaktinden başlayarak tüm büyük alışveriş merkezlerini, marketleri gezerdi. Ben daha uyuyor olurdum o gidip geldiğinde. Benimse bu tür bir gezilerde ilgimi başka şeyler çeker. Küçücük bir dükkân örneğin… İçindeki yaşanmışlığı görmenin beni mutlu ettiği kanısındayım. Bir saatçi dükkânı düşünün. Yüzlerce saat başka zamanları gösterir gibi çalışıyorken, ihtiyarın biri elinde saatin kayışı gözlüklerinin üstünden bakarak takmaya çalışıyordur.
Onlarca yer geçmiş ve söylediği yere gelmiştik. Üst üste yığılı binlerce kitap orada duruyordu. Rafların, masaların ve zeminin üzerinden yükseliyordu o sahafın içinde geçmiş zaman kokulu kitaplar. İnsan o kalabalığın içinde hangisine eline alsam diye düşünüyor. Bazıları daha hiç okunmamış gibi tertemiz kitapların. Bazılarınınsa içlerinde notlar yazılı. Okuduğum kitaplarda belli cümlelerin altını çizmeyi ya da renkli boya kalemiyle o satırı belirgin kılmayı severim. Oradaki kitapları okumuş olan okuyucularda benzer şeyler denemiş.
İnsan kitaplarını hangi durumda satabilir? Yıllarca harçlıklarını biriktirip kitap almış bir okur nasıl olurda vazgeçebilir geçmişinden? Yakın bir arkadaşımın kardeşi evde çok yer kaplıyor diye izinsiz olarak kolilerdeki kitaplarını alıp satmıştı da arkadaşım öğrendiğinde fenalık geçirmişti. Koşturup aynı yere gidip bazılarını yeniden satın alabilmişti. Hani okurun kişisel gelişimini değerlendirip bazı kitaplarından vazgeçebileceği gerçeğini göz ardı etmiyorum. Öyle bir durumda da köy okullarının yardım kampanyalarını desteklemek için bazı kitaplardan vazgeçilebilir.
Gonca Özmen’in YKY’den çıkan Belki Sessiz kitabını da böyle bir günde edinmiştim. Yıl içerisinde çıkan en özel şiir kitaplarından biri. “Çiçekler büyük bir yokluğa bakıyor/
Gitsem gitsem bir solgunluğa gidiyorum” der bir şiirinde. Okumanızı tavsiye ediyorum. Birbiri ardına raftan aldığım kitaplardan biri de Andrew Jolly’nin Seni içime gömdüm isimli kitabıydı. 123 sayfalı incecik bir kitap. Seyit Göktepe bu kitabı okumadıysan mutlaka edin dedi. Böylelikle alacaklarım arasına ekledim.
Günler sonra yazın sıcaklarının artık iyice hissedildiği bir sabah kütüphanemden çekip aldım kitabı. Sabahları güneşe sırtımı dönüp sayfaların arasında dolaşmak mutlu eder beni. “Tan ağarırken ölmüştü kız” cümlesiyle başlıyordu kitap. İyi bir hikâye ilk cümleden belli olur diyorum bir kez daha. Ölümler üzerine son aylarda yaptığım okumalara bir yenisini daha eklemek heyecanlı bir durum.
Kısaca konuyu özetleyecek olursam şöyle bir hikâye ile karşılaşıyorsunuz. Kızılderili karısı göğsünde çıkan bir yaradan dolayı ölünce, onu düzgün bir mezara gömmek için günlerce yol yürümek zorunda kalan Kabrero’nun ilginç yolculuğunun hikâyesi anlatılıyor. Ailesinin izni olmadan Kızılderili biriyle evlendiği için kasabalılarda genç adamı dışlamıştır. Yinede düzgün bir mezarı olmasını ister karısının. Bunun için türlü zorluk yaşamak zorunda kalacaktır. Dağ yolunda yolunu haydutlar kesecektir. Hikâyenin tamamını anlatacak değilim tabii. Hayattayken bir kez bile seni seviyorum demeyi başaramamış karısına. Ama günlerce onun ölü bedenini sırtında taşıyacak kadar tutkuyla seviyordur. Biz de benzer şekillerde, hayatımızda önemli olduğunu düşündüğümüz insanlara duygularımızı söylemeye çekiniyoruz. Yokluklarındaysa Kızılderili kadının cesedi gibi sırtımızda taşıyoruz söylemediğimiz şeylerin ağırlığını. Okuduğum romanı ve bu yazıyı bitirdiğimde şu soruyu soruyorum okuyucu olarak kendime ve sizlere: Şiddetin kol gezdiği bir dünyada aşkı nereye gömebilir insan?
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : serkan türk
0 yorum yazilmistir