Issız Adamlar

Burun kemiklerinden başlayarak bir sızlama yayılıyor bedenime. Ağladım mı yoksa az sonra kopacak fırtınanın habercisi mi bu sızlama bilmiyorum. Bildiğim bütün bütün bir şeylerin içimde yer değiştirdiği. Mevsimleri birbirine kattım. Kışın ilk günlerini belirsizlik içinde yaşadım. Bahar geldiğinde çiçeklerimi açmak için hazırdım. Yazın başlangıcında ben de meyveye durmuştum diğer tüm ağaçlara özenerek. Ve sonra temmuzu, ağustosu yaralı bir hayvan gibi serin yerlerde içimin acısını dindirmeye çalışarak geçirdim. Güz gelmeden kan kaybım bitsin istedim. Yeni bir mevsime taşmamalıydı yaşadıklarım. İzin vermedin bitmesine. Sonra eylül geldi gülümseyerek. Ben bütün eylüllerin arkasından baktım. Ağrılarım geçsin diye bekledim biraz daha. Birer ikişer yaprak dökmeye devam ettim ekimle birlikte. Kurumuş o yaprakların üzerinden geçtiğini düşündüm. Geçmişin üzerinden geçer gibi umarsızdın. Rahatı kaçan bir ağaçtım. Oysa sen ne rahat insandın, dayanamadığım.

Bazı insanlar yaşadıklarını kolayca unutabilirken, bazıları her anıyı taze tutmaya çalışıyor. En çok kendini içlerini oyduklarının farkına varamıyorlar sanırım. Okuduğum kitaplarda, dinlediğim şarkılarda ve gördüğüm filmlerdeki her olayı kendime dair bir şeyler bulacağımı sanarak takip etmem unutmadığımın bir göstergesi değil mi? Issız adam’ın ardından sinema salonunu boşaltan insanların yüzlerinde de gördüğün düpedüz buydu. İçlerinde yarım kalmışlıkların fotoğraflarının yansıması. Hepsini incitmiş, gözlerine nem düşürmüştü o fotoğraf. Ben de onların arasına karışmış, kendi gölgemi yitirmemeye çalışıyordum işte. Issız adamlardık. Oysa gölgeler için ışık gerekliydi. Bütün ışığımı seninle gezdiğin sokaklarda, gittiğin restoranlarda, otobüs duraklarında bırakmıştım. Farkına varamadığım neydi diye şimdi uzun uzun düşündüğünde de o yanıtı kendime veremeyeceğimi biliyorum.

Eski bir ayrılık şarkısında bulup bulup o cevapları uzaklara bakıyorum şimdi. “Karanlığın içinde yandı gözbebeklerim. İlk önce gözlerini gördüm. Ilık rüzgârlar misali sesin değdi tenime. Belki bin defa yanıp yanıp söndüm. Bir yanda sen, bir yanda tövbeler. Bir yanım karşı koyar bir yanım ister.” Vazgeçmeye nasıl hazırdım ortadaydı yanıtı. Odamdaki aynaya bakmamaya çalışarak çıkıp gidiyordun kapıdan. Oradaki göreceğim yüzle karşılaşmaya cesaret edemeyişime de bir anlam vermeyelim. Bazı şeyleri de böyle kabullenelim. Uzaklar içimden başka yerde değil.

Bir deniz fenerinden suların karasına bakar gibi bakıyorum içime. Her bir dalga önce bildiklerimi örtüyor. Anılarımı yutuyor azgın suları denizin. Hayatımda her şeyi hatırlamak istiyordum üstelik. Aldığın notlar, o neyi anlattığını bilemediğin cümlelerin arasında yitiyor geçmişim.  “sevdim seni de içimi hasara uğratmana izin verdim bilesin” diye yazmışım mesela bir kış günü. Sonra başka bir mevsime ait cümleler. “İnsan ne kadar güçlü duygular hissediyorsa da bir yerde görünmez güçler devreye giriyor. Karanlık bulutlar çöküyor günün belli vakitlerinde üzerimize. Uzay gemisine bindirip götürüyorlar seni. Ruhunu değişiyorlar oracıkta birkaç saat. Sonra o içinden benim geçmediğim kalbinin düğümlerini çözüyorum tek tek. Her düğümde ne çok mevsim geçiyorum seninle.” Yeni bir mevsim daha başlıyor ve ben aynı düğümleri çözüyorken birden irkiliyorum. Yüz binlerce düğümü sen atıyordun kalbine. Ben bir yerden çözdükçe başka bir yandan yenilerini ilave ediyordun o düğümlere.  Burada vazgeçiyorum o düğümleri çözmekten.         

Burun kemiklerimden başlayarak bir sızlama yayılırken içime. Bir kez daha aynı cümleleri yazıyorum önümdeki kâğıda küçük harflerle. yeniden bir ay geride kalıyor ve bu ay bir o kadar 'ah'la dolu geçip gitti. sevdim seni de içimi hasara uğratmana göz yumdun bilesin. dağılan bir çok şey oldu içimde. şimdi arasam hiçbirini bulamam yerinde. koşup bacaklarına sarılan küçük bir çocuk kadar sevecen yüreğim, tutup sızlayan yerlerimi sözlerinle iyileştirmeyi denedi. saf işte bu gönül, her durakta aynı nöbetleri geçirir de iflâh olmak nedir bilmez.

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : serkan türk

« Önceki :: Sonraki »

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:



0 yorum yazilmistir

Yorum yaz!