Kalben Dönmek
“Yaktığım, atladığım, söndürdüğüm /bir yangın yerindeyim / içimde sadece, dediğim gibi, / her gidenden biriktirdiğim melekler, /kalbimin üstünde bir daha hançer,” der Enstrümantal isimli şiirinin son bölümünde Birhan Keskin. Ayrılığın içinden geçtiği son yazım sonrasında, gerek okur yorumları, gerekse sonbahar mevsimi yeni şeyler fısıldadı kulağıma yağmurla. Bu yazımda ayrılığın başka görüntülerini hatırlatarak gerçeğe, kalbinize dönmenizi istiyorum.
Ayrılık üzerine sayısız anı anlatabilir insan. Doğduğumuz günden itibaren, hayatın farklı dönemeçlerinden geçmeye başladığımız o ilk günlerden bugüne gelene kadar, canımızı yakan, canının yandığını gördüğümüz onlarca dostumuz var çevremizde. Bizim gibi toplumlarda özellikle Anadolu’da yaşıyorsanız iç içe geçmiş ailelerin arasında oluşmuş özel bağ sayesinde insanın insana bakışı başka türlüdür. Her ne kadar son yıllarda bu bağlarında bazı dış nedenlerle zayıflamış olduğunu konusunda şüphelerimiz artmış olsa da diğer toplumlara göre hâlâ güçlüdür ilişkilerimiz.
Mahallemizden taşınan bir aile gün gelir bizi ayrılıkla tanıştırır. Bazı sabah kahvaltılarına koşup gittiğimiz ev boşalmış olur. Perdeler yerlerinde çıkarılmıştır. Tahta zeminin çürükleri gözümüze çarpar. Oyun oynadığımız bahçe, çiçekleri kurumuş bir saksıya benzer o vakitlerde. Neşesi yitmiştir balkonun bizim gibi. Bazı akşamlarda orada uyuyakaldığınız için komşu annemiz bizi eve taşınmayıp içerideki odalardan birinde arkadaşınızın yatağına yatırmıştır usulca. O evde güne uyanmayı garipsemezsiniz. Kocaman bir ailede büyür bizim çocuklarımız demek çokta yanlış olmaz. Memur ailelerin belli dönem aralıklarıyla görev yerlerinin değişmesi, alıştıkları düzenlerini yeniden kurmak zorunda oluşu ayrılıkları gerekli kılar. Hepinizin özel tarihinde mutlaka taşınan bir komşu kızı hayali belirir. Top oynadığınız, bisiklet sürdüğünüz ara sıra denize gizlice kaçtığınız oğlan çocukları. Şöyle bir bakın mahallenizdeki evlere, kimlerin hayaletleri dolaşıyor pencerelerinde?
İlkokul, ortaokul, lise derken kimi üniversiteye giden arkadaşlarınızla her seferinde çoğu anılarda silinip gidecek ayrılıklar yaşarsınız. Okulun bitmesine birkaç gün kala hepinizin içinde uzaklaşacak olmanın sızı hissedilir. Gözleriniz bütün manzarayı sonsuza kadar canlı tutmak için her bir şeyi içine hapsetmeye çalışır. Anıları saklamak için mi bir defterin sayfalarına sizin için bir şeyler yazmalarını istersiniz? Yıllarca dolabın bir çekmecesinde aralanıp geçmişi anımsamak isteyeceğiniz anı bekler o defter. Zaman siler bu tip ayrılıkların üzüntüsünü içinizden.
Erkeklerin yaşamlarının en önemli duraklarından biri askerlik. Orada yaşananları bir ömür boyu ballandıra ballandıra anlatırken belli oranda içine yalan sosunun katıldığını itiraf etmeli. “Askerlikte çok kötü şeyler yaşadım ama aynı insanlarla yeniden aynı yerde olmak isterim” diyenlerin sayısı küçümsenemeyecek kadar çoğunluktadır. Bu yüzdendir askerlik arkadaşları ömür boyu saklanır anıları gibi. Nizamiye kapısını geride bıraktığınız o önemli veda günü bütün görüntülerden daha aydınlık durur hafızanızın sandığında.
Toplumumuzda mutlu olunması gereken ayrılıklarda vardır. Belli bir yaşa gelmiş genç kızlar evlenip baba ocağından uzak memleketlere gelin gitmeleri gerektiğinde yaşanır bu tür ayrılıklar. Köylük yerlerde özellikle aracın hareket etmesine sayılı dakika kala evden cenaze çıkmış gibi gözyaşı sel olur. Hıçkırıklar sessizliğe bırakır yerini gelin arabası hareket edince. Ailesinin bir yanı eksik kalır. Yeni gelin evine ilk gittiği günlerde ayrılığın sızısını hisseder. Alışmakla azalır bu sızılar. Zaman ayrılığın ateşini düşürür.
Ayrılık silsilesinin en acımasızı kabullenirsiniz ki ölümdür. O geldiğinde dudaklar titrer, gözler ıslanır. Yürekte o zamana kadar oluşmadığını sandığımız duygular ortaya çıkar. Sözcüklerimiz fakirleşir. O insanla bir daha asla karşılaşamayacağınızı bildiğinizden bütün olaylara karşı bakışınız değişir, algınız farklılaşır. Bu tür ayrılıklarda da zaman en büyük ilaç olur. Yaşamın hayhuyuna kendinizi kaptırdığınızda küçülür içinizdeki boşluk.
Ellerimizde ayrılığın kiri, içimizde ıssızlık. Yağmur geçmiştir sokaktan ardımız sıra. Birhan Keskin’in ifadesiyle kederin oyduğu tarafımızı da katarak önümüze, kalben dönmek gerek bütün ayrılıklardan geriye.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : serkan türk
0 yorum yazilmistir